Ergenle İdeal Ev İçi Atmosfer

Bir önceki yazımızda aile içi sınırları uygularken hangi tarzda otorite olduğumuzu keşfetmek üzerine yazdıklarımı okuduğunuzu ve hem eşinizle bunu konuşup hem de kendinizi gözden geçirdiğinizi umuyorum… Bu yazımızda ise ideal ev içi atmosfer ve çocukları hayata hazırlayacak sınırların nasıl uygulanmasının iyi olacağı hakkında konuşacağız.

Öncelikle kuralların eşiniz ve sizin tarafınızdan aynı şekilde uygulanmasının çocuğun hayatındaki denge açısından çok önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Bilhassa anne baba ve çocuğun bakımında sorumlu anneanne/dede/babaanne nin de aynı şekilde tutarlılığı desteklemesi önemli. Yoksa iyi polis kötü polis huzursuzluğu çocukların işine geleni yapmasına neden olacağı gibi ihtiyacı olan iç disiplin ve sorumluluk algısını öğrenmesine de engel olacaktır. Eğer evde kural ve sorumluluğa alışmamış istediğini istediği zaman yapmış bir çocukluk geçiren ergeniniz varsa yeni düzene geçmek onlar için çok zor olacak o sebeple sizlerin sabrına ve anlayışına çok ihtiyacı olacağını bilerek yaklaşın istiyorum…

Hayat kurallarla dolu iken evde de bunların olması çok normal. Güzel keyifli olduğunuz bir akşam ailecek oturun ve konuşun istiyorum; herkes birbirinin ev içindeki sorumluluklarını birbirine geri bildirim verir şekilde anlatsın önce… “‘Eşim’ sen faturaları ödemekle sorumlusun, eğer onları yapmasaydın internetimiz, elektriğimiz olmazdı”, “oğlum sen odanı toplamakla sorumlusun, sen bunu yapmasaydın odan kirli, dağınık olurdu ve istediğin şeyi yerinde ya da temiz olarak bulamazdın”… Gibi. Bu sohbet esnasında çocuğunuzun zorlandığı sorumluluklarına gelecek sıra… “Sen ödevlerini zamanında yapmıyorsun, ben çok sıkıldım bundan, telefonu elinden bırakmıyorsun…” yerine “kızım biliyorsun senin ödevlerini zamanında yapman gerekiyor ve bunu yapmadığında ben seni sık sık uyarıyor, hatta bu yüzden öfkeleniyorum… Ne dersin bunu nasıl çözebiliriz?” diyerek aslında onunla aynı takımda olduğumuzu hissettiren bir konuşma ihtiyacımız… Bu konuşmanın amacı onun karşısında duran, eleştiren, denetleyen, cezalandıran değil hayatıyla ilgili sorumluğunda onu destek olmaya çalışan bir yerde duran ebeveyni destekçisi olduğumuzu hissettirmek… Burada zorlandığınız kural veya sorumluluk ne ise artık o konuya daha farklı yaklaşmaya hazır olduğunuzu işbirlikçi tavrınızla hissettirmeniz altın değerinde…

Daha sonra çocuğunuzdan “sana nasıl yardımcı olabilirim?” tavrınız üzerine çözüm önerileri iletmesini istemek, eğer çözümler bulamıyorsa hemen telefonu elimize alarak “bilgisayarda fazla oyun oynamamak için neler yapılabilir?” “Odayı toplama konusunda zorlanıldığında neler yapılabilir?” gibi ufak tefek Google desteği alıp gerçekleri sizden değil bir bilenden öğrenmesini sağlamak inanılmaz iyi geliyor ergenlere… Ve burada alacağınız kararlar ile ilgili sonuçların ne olacağını konuşmaya gelecek sıra…

Biliyorsunuz hayatımız bize sorumluluklarımızı yerine getirmediğimizde sonuçlarını hiç acımadan yaşatıyor… Biz de böylelikle gerek iç disiplinimiz gerekse yaşayacağımız olumsuz sonuçlar yerine doğru olanı seçerek düzenimizi devam ettiriyoruz. Söz gelimi telefon faturamızı ya öderiz ya da hattımız kapanır, aracımızı ya olması gereken yere park ederiz ya da aracımız çekilir, ya işe gideriz görevimizi yaparız ya da işimizden oluruz… Ebeveynliğin dezavantajı sonuçları yaşatan mekanizmaya annelik babalık duygularının karışmasıyla bunun dengesinin korunmasının zor oluşu aslında. Dolayısıyla sonucunu yaşayabileceği durumlar varsa onları fazla korumadan sonuçları yaşamasına izin vermeliyiz. Ceza değil söylediğim şey; Eğer online derslere düzenli devam edemiyorsa öğretmeni ile konuşarak çocuğunuzla gereken sistemi kurması için dışarıdan ufak bir destek vermek, ya da odasını toplamıyorsa sizin toplamamanız ve onun yerde bıraktığı için kırışan tişörtünü giymek zorunda kalması veyahut eşyasını arayıp bulamaması gibi…

Birlikte yaptığınız kurallar sohbetinde “ekranları fazla kullanmanın zararlarını konuştuk, biliyorsun bunların sonuçlarını yaşayacak olmak bizim daha özenli olmamızı sağlıyor, ne dersin karar verdiğimiz online oyun saati iki saat oldu ya, mesela süren bittiğinde hatırlatmama rağmen bırakmakta zorlanıyorsan bir sonraki gün kullanmamak olsun mu kuralımız, böylece daha dikkatli olabilirsin artık…” Burada dayatan ve itaat ettiren değil kaç yaşında olsun onun birey olduğunu unutmayan tavrımız çok ama çok kıymetli. Bu sebeple ilk iki çalışmamız iletişimin hassas noktaları ile ilgiliydi. Eğer bu sohbetin bahsettiğim gibi gerçekleşmeyeceğine inanıyorsanız ilişkinize yatırım yapmak için biraz daha emek verip öyle başlayın bu uygulamaya lütfen…

Ceza veya ödül çocuğun koşullanarak öğrenmesine dolayısıyla içselleştirmeden otomatik davranışlar göstermesine neden olur. Burada anahtarımız önceki yazımızda demokratik ebeveynliği tanımlarken de olduğu gibi “Çocuklarına olumlu tutumlar ve duygular için model olur doğru davranışı öğretir, kuralları öğrenebilmesi için iş birliği yapar, onaylanabilir davranışları cesaretlendirir, iyi seçimler yapmaya teşvik eder.” tavrımızı sürdürmeye devam etmemiz. Onlar bizim çocuklarımız ve hayatta onların iyiliğini en çok düşünenler bizleriz, tecrübeleri az, yetişkin iradesine sahip değiller ve seminerde de bahsettiğim gibi bilinçli olma, dikkatlilik, disiplin, karar verme, mantıklı düşünme, planlama gibi zihinsel becerilerin yönetildiği beynin ön frontal lobu tam 25 Yaşına kadar gelişimini tamamlayamıyor. Dolayısıyla çok amatör ve yardıma muhtaç olduklarını unutmamamız lazım… Sonuçları yaşatırken işbirliği kurup onun da hem fikir olmasını sağlamaktan başka yolu yok…

*Etkin sonuçlar temel eğitim hedeflerimize ulaşmayı sağlarken yanlış davranışa son verir; davranışının hesabını vermesini sağlayarak ona sorumluluk duygusunu öğretir. Sonuçların etkinliği bazı nitelikler ile birlikte uygulanırsa anlamlı olacaktır;

•             Yanlış davranışa anında tepki vermek.

•             Tutarlı olmak;

-sözümüz ve davranışımız arasındaki tutarlılık (ağzımızdan çıkan sözden çocuğumuz çok ağladı veya direnç gösterdi diye vazgeçilmemeli)

-ebeveynler arasındaki tutarlılık (annenin evet’ine baba da evet derken, babanın hayır’ına anne evet dememeli)

-sonucu uygulamada tutarlılık (keyfimiz yerindeyken yapmaması gereken durumları görmezden geliyor, dışarıdayız diye hoş görüyor, büyük ebeveynlerin yanında sonuçları uygulayamıyor, zaman zaman o davranış için gereken sonucu uyguluyorsak çocuğumuzun öğrenme sürecinde anlamı kalmaz)

•             Sonuçlar durumla bağlantılı olmalı; telefon faturasını ödemediğimizde telefon şirketi elektriğimizi kesmez. Telefonu kesen şirket bize fatura ödeme ile alakalı kuralı öğretmiş olur. Oyuncaklarını toplamayan çocuğumuza sonucu yaşatırken oyuncaklarını kaldırmak sonucun durumla bağlantılı olması demektir ve oyuncaklarını toplaması gerektiğini öğrenir.

•             Zaman sınırlaması önemli; net ve iyi belirlenmiş başlangıç-bitiş süreleri olmalı. Süreyi uzun tutmak işimize yaramayacaktır. Kısa süreli olursa ihtiyacımız oldukça daha sık kullanma fırsatı bulabiliriz. Böylece çocuğumuz kurallar hakkında daha çok bilgi edinir ve sonuca o kadar çabuk ulaşır.

•             Her şey bittikten sonra yeni bir başlangıç yapılmalı; olay bittikten sonra sürekli yaptığı hataları tekrarlarsak çocuk geçmişteki yanlış davranışını unutamaz. Yeni bir başlangıç yapıp doğru davrandığını göstermek ister. Biz de onu bu doğrultuda desteklemeliyiz.

•             En önemlisi onaylanan davranışa örnek oluşturmaktır. Kriz anında suçlama, eleştirme, bağırma, fiziksel şiddet kullanmamalıyız. Sonucu saygılı ve sakin bir şekilde yaşatırsak çocuğumuz problem çözme becerisi olarak bizi örnek alacak ve öğrenecektir.

Yazar Hakkında

/images/seyla-ibrahimoglu-delen.jpeg

Şeyla İbrahimoğlu Delen

Psikolog

İnstagram @psikologseyla

Yazarın tüm makaleleri

Yorum yap