VII. Zeka Ve Yetenek Kongresi Notları I

Judith Malika Libermen, daha salona girerken farklı giyim tarzı ile dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı bir masal anlatıcısı olarak. Türkiye Zeka Vakfı'nın düzenlediği VII. Zeka ve Yetenek Kongresi’nde dinlediğim en güzel sunumlardan biriydi. Göz göze bakarak, arada kameralar olmadan dinlemenin önemini anlattı. Kameraları kapatmamızı istedi. “Eskiden de kameralar videolar yoktu ama masallar dilden dile dolanırdı herkesler bilirdi masalları" diye belirtti, haklıydı.  "Eğer masal güzelse aklınızda kalır ve anlatırsınız, değilse etkilememiştir güzel anlatamamışımdır, kameraları kapatıp dinleyin" ricasında bulundu. Kırmadık tabi ki kendisini ve keyifle dinledik. Şimdi bakalım masal aklımızda kalmış mı test edelim sevgili judith Malika Liberman :)

Şöyle başlıyor masal; “Orman hayal ediyoruz, kadın koşuyor, koşuyor hızla koşuyor, koşması gerek çünkü arkasında 2 kaplan. Daha hızlı koşuyor kadın, nefes nefese. Birden uçurumun kenarına geliyor, aşağı bakıyor uçurum, karşısına bakıyor kaplanlar var. Aşağı tekrar bakıyor yemyeşil çimen gözüküyor ve kuru bir dal görüyor aşağı uzanan. Hemen daldan yavaş yavaş aşağı inmeye başlıyor, kaplanlardan kurtuldu. Yavaş yavaş iniyor, yere yaklaşınca bir bakıyor çimen diye gördükleri aslında yılan. Aman Allahım yılanlar seviniyor " yemek geliyor" diye. Dala iyice yerleşiyor "tamam diyor hayat burada geçer". Dala bir bakıyor 2 fare dalı kemiriyor. Felâket! Eninde sonunda düşecek. Tam o sırada taşların arasında kıpkırmızı bir çilek görüyor, elini uzatıyor ve alıyor, ağzına atıyor, gözlerini kapatıyor, lezzetli mükemmel bir çilek. Nasıl güzel bir tadı var.”

Masal burada bitiyor. Nefes nefese koşan kadına yardım etmek istediğimiz, yılanların “ssss” sesine kulak verdiğimiz, çileğin nefis tadını hissettiğimiz yani kendimizi masalın içinde bulduğumuz, masalı yaşatan bir anlatımdı kesinlikle.

Düşünelim şimdi,  işte hayatımız, yukarıda bizim günlük yaşadıklarımız, aşağıda eninde sonunda gideceğimiz yer, ne kadar dirensekde fareler dalımızı kemiriyor, zaman geçiyor düşeceğiz aşağıya. Bütün bunlara rağmen o an, o kadar şeyin arasında “o çileği” yiyip tadını alabiliyorsak gerçekten yaşıyoruz demektir, anın tadını alıyoruz demektir. Yaşadığımız andan zevk alabiliyorsak eğer an o andır, zaman orada durur çünkü gerçekten yaşam o anda.

Manolya Gümüşay Eğitim Koçu

Yazar Hakkında

/images/manolya.png

Manolya GÜMÜŞAY

Eğitim Koçu

annerehberi.com.tr yazarı

Yorum yap