Benim Hikayem

Size Kimya Mühendisliği bölümü okumuş, işini belli bir süre icra ettikten sonra “burada insandan çok makine var ben insanlarla olmalıyım” deyip sigortacılık sektörüne geçmiş, hayatının büyük bir kısmını bu işle uğraşarak geçirirken kurumsal hayatın cilvelerine daha fazla dayanamayıp kendi yolunu aramaya koyulmuş, şu aralar gayrimenkul değerleme uzmanlığı yapan ama zamanının çoğunluğunu en büyük tutkusu olan çocuk edebiyatına ayıran, çocuk kitabı yazmaya ve bolca okumaya gönül vermiş, çocuk sevdalısı bir anne olarak sesleniyorum.

“Annerehberi sayfasında yazar mısınız?” dediğinde Sevgili Manolya Hanıma, anneler ve çocuklar için faydalı bilgilerin yer aldığı bir platformda yazmaktan gurur duyacağımı söyledim ve sizlerle ilk olarak kendi hikayemi paylaşarak buluşmak istedim. Çünkü ben hayal ettiğim bazı şeylere kavuşmuştum ve istedim ki hayalleri olan ama nereden başlayacağını bilemeyen ya da cesaret edemeyen kişilere benim deneyimim “ışık olsun”.

Paylaşmak istediğim ilk şey aslında kendimize sormaya cesaret edemediğimiz “doğru soruyu sormak” konusu. Doğru soru neydi? Benim için; bu aralar oldukça fazla gözüme çarpan Sevgili Bahar Eriş Hocanın kitabındaki gibi “Senin Yolun Hangisi?” sorusuydu.  

Yıllar önce kurumsal bir şirkette işimi icra ederken “Doğru yerde misin? Senin yolun burası mı?” diye sorgularken buluyordum kendimi. Çalıştığın firmanın sunmuş olduğu olanaklar, sosyal güvenceler ya da ayrılırsan ne yapacağını bilmemek gibi kararsızlık bulutları içerisinde sadece sormakla yetinip aynı hayata devam ediyordum. Bir gün cesaret gösterdim ve işimden istifa ettim. “Neden istifa ediyorsun?” diyen yetkililerime yaptığım tek açıklama “Mutlu Değilim” olmuştu. Çevremdeki çoğu insan fikrime karşı çıkmış; emin olup olmadığımı, sunulan imkanlardan vazgeçip vazgeçemeyeceğimi sorgulamış, mutlu olmamayı çok da fazla dikkate almamış, istifa etmemem konusunda beni ikna etmeye çalışmışlardı. Aksi düşünceler olsa da ben istifa ettim. İlk defa kıyısını görmediğim bir suya atlamış gibiydim. Hiçbir planım yoktu, tek bildiğim orada mutlu olmadığımdı. Bazılarına göre delilikti belki ama benim için en büyük delilik, mutsuz olduğum bir yerde devam etmekti.  

İstifa etmemin ilk zamanlarını bolca dinlenerek geçirdim. İşte olduğum zamanlarda sürekli yakındığım konularda fırsatlar yarattım. (En başta kızımı okuldan aldım, hobilerime zaman ayırdım). Fakat bu durum belli bir süre sürdü çünkü sürekli aktif çalışan, üretmeyi seven bir insanın üretmeden durması mümkün değildi. İçim sürekli yeni şeyler öğrenmek, keşfetmek ve üretmekle küt küt atıyordu. Ne yapabilirim bilmiyordum ama bu durum beni sürekli meşgul ediyordu. Sakince düşünmeye başladığımda içimdeki sesin bana “ÇOCUKLAR” diye bağırdığını duydum. Evet cevabım: “çocuklardı” ama ne yapacaktım? Ana konum belli olmuştu fakat ne yapacağım ile ilgili detaylıca bir fikrim yoktu.

Çocuklar için atacağım bir adımda ilk işimin çocuk gelişimini iyi bilmek olacağına karar verdim ve bu konuda araştırmalara girdim. Araştırmalarım sonucunda ikinci üniversite okuma hakkı ile İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümüne kaydımı yaptırdım. “Senin Yolun Hangisi?” sorusu ile hayatımda ikinci kez önemli bir karar daha almıştım.   

1. sınıfı okuyup bitirdiğimde “başka ne yapabilirim?” sorusu beni yine cevap aramaya zorluyordu. Çocuklar için akademik anlamda adımlar atmayı istiyordum fakat okulum bitmeden bunu yapmak doğru olmazdı. Bu süreçte çocukların hayatlarına dokunabilecek başka bir adım atmaya karar verdim ve sosyal medya hesapları üzerinden okuduğum çocuk kitaplarını paylaşmak istedim. Karar güzeldi ama bunu yapan bir sürü değerli kitap sayfaları vardı. Yapacağım paylaşımlar farklı olmalıydı peki ama nasıl? İçimdeki ses yine “şu an yaptığını yap” dedi. Ben zaten kitap okuyordum ve bunu gittiğim her yerde yapıyordum. Yine aynı şekilde gittiğim her yere kitaplarımı taşıyacak, insanlara “yanınızdan kitabınızı ayırmayın ve nerede olursanız olun okuyun” diyecektim. Böylece “gezencocukkitabi” instragram sayfamı hayata geçirdim. Şu an da bu sayfa aracılığı ile sizlere çocuk kitaplarını gittiğim her yerde, minikte olsa vakit yaratıp okuyor, bize ışık olan yönleri ile anlatmaya çalışıyorum. Bu sayfanın diğer bir amacı ise yetişkinlerin de çocuk kitaplarını okuması gerektiği ki bu konuda ayrı bir makalenin konusu olabilecek kadar uzun ve detaylı bir husus bence. Şimdilik “yetişkinler de okumalı” diyelim kalsın.

Sosyal medya üzerinden paylaşımlarımı yaptığım sırada bir başka hayalim olan “Çocuk Edebiyatı” konusu da benimle birlikte gelişmeye ve büyümeye devam ediyordu. Çocuk Edebiyatına olan ilgim kızımın hayatımıza girmesi ve ona her akşam okuduğumuz çocuk kitapları ile oldu. Zamanla bu okumaların kızım olmadan da devam ettiğini, çocuk kitaplarını incelediğimi fark etmem ile çocuk edebiyatı benim için vazgeçilmez oldu ve “acaba bende yazabilir miyim? “e kadar gitti. Yazmak benim için hayatımda hep olan bir hobiydi ama çocuk edebiyatı alanında yazabilmeye çalışmak gerçekten zordu. Bu zamana kadar amatörce hikayeler, mesleki yazılar ve hayata dair yazılar yazmıştım ama bir çocuğun okuyabileceği bir yazı yazmak, çok ince işlenmesi gereken bir mücevher gibiydi. Aşırı titizlik ve yüksek sorumluluk gerektiriyordu. Az ve basit cümlelerle bir kurguyu anlatmak ve bunu yaparken çocuk psikolojisini ön planda tutmak önemliydi. Bir adım attım ve yaratıcı yazarlık eğitimleri aldım, çocuk edebiyatına ilişkin kitapları daha fazla okuyup, alandaki eserleri daha ayrıntılı bir şekilde incelemeye başladım, sürekli yazdım, gözlemlerimi yaparken çocuğu odak noktası haline getirip olayları o açıdan değerlendirmeye çalıştım ve bu süreçler sonunda resimli bir çocuk kitabı yazdım.

Bugün sizlerle buluşan “Dedemin Patenleri “kitabı kendi yaşadığımız bir anıdan bu süreçleri geçirerek oluştu ve yaklaşık 1 aydır raflarda okuyucuları ile buluşuyor. Aynı zamanda yer aldığım proje kitap kapsamında 7 yazar ve 7 öyküden oluşan “Serüven” adlı eser de çok yakında okurları ile buluşacak ve bana ikinci kitap heyecanını yaşatacak.

“Senin Yolun Hangisi? “Sorusunun cevabını ararken benim serüvenim bu şekilde yol aldı ve yol almaya devam ediyor. Sizlerde kendi serüveninizi yazmak için doğru soruyu sormaya cesaret edin ve cevabını ararken çocuk ruhunuzdan hiç vazgeçmeyin. Bazen cevaplar o alanlarda gizli kalmış olabiliyor.

Sevgilerimle…

Işık SARAÇ

01.11.2020

Yorum yap